|
Kategori |
İngilizce |
Türkçe |
|
| Genel |
|
| 1 |
Genel |
do something behind someone's back f. |
arkadan iş çevirmek |
|
| 2 |
Genel |
do someone good f. |
birine iyi gelmek |
|
| 3 |
Genel |
do something unbeknown to someone f. |
birinin haberi olmadan bir şey yapmak |
|
|
|
| 4 |
Genel |
do someone an injustice f. |
birine haksızlık etmek |
|
| 5 |
Genel |
show someone the way to do something f. |
birine bir şeyin nasıl yapıldığını göstermek |
|
| 6 |
Genel |
do something behind someone's back f. |
arkasından iş çevirmek |
|
| 7 |
Genel |
do someone justice f. |
birine hakça davranmak |
|
| 8 |
Genel |
do someone justice f. |
birinin hakkını vermek |
|
|
|
| 9 |
Genel |
be anxious for someone to do something f. |
birinin bir şeyi yapmasını çok istemek |
|
| 10 |
Genel |
give (someone) a chance (to do something) f. |
meydan vermek |
|
| 11 |
Genel |
give (someone) no chance do anything else f. |
göz açtırmamak |
|
| 12 |
Genel |
give (someone) a chance do something f. |
meydana bırakmak |
|
| 13 |
Genel |
leave someone no choice but do something f. |
zorunda bırakmak |
|
| 14 |
Genel |
give (someone) a chance (do something) f. |
meydan vermek |
|
| 15 |
Genel |
not give (someone) a chance (do something) f. |
meydan vermemek |
|
| 16 |
Genel |
force (someone) to (do something) f. |
mecbur bırakmak |
|
| 17 |
Genel |
oblige (someone) to (do something) f. |
mecbur bırakmak |
|
| 18 |
Genel |
make (someone) straighten up and do as he is supposed to do f. |
yola getirmek |
|
|
|
| 19 |
Genel |
do (something) wrong (to someone) f. |
yamuk yapmak |
|
| 20 |
Genel |
do someone's imitation f. |
taklidini yapmak |
|
| 21 |
Genel |
have (someone) do (something) f. |
yaptırmak |
|
| 22 |
Genel |
make someone do something f. |
birisine bir şey yaptırmak |
|
| 23 |
Genel |
have someone do something f. |
birisine bir şey yaptırmak |
|
| 24 |
Genel |
do someone a favour f. |
iyiliği dokunmak |
|
| 25 |
Genel |
do something for someone's sake f. |
birisinin hatırına yapmak |
|
| 26 |
Genel |
do something for someone's sake f. |
birinin hatırına yapmak |
|
| 27 |
Genel |
oblige someone to do (something) f. |
mecbur bırakmak |
|
| 28 |
Genel |
oblige someone to do (something) f. |
mecbur kılmak |
|
| 29 |
Genel |
ask for someone to do something f. |
birinden rica etmek |
|
| 30 |
Genel |
request someone to do something f. |
birinden ricada bulunmak |
|
| 31 |
Genel |
ask for someone to do something f. |
birinden ricada bulunmak |
|
| 32 |
Genel |
ask someone to do something f. |
birinden rica etmek |
|
| 33 |
Genel |
request someone to do something f. |
birinden rica etmek |
|
| 34 |
Genel |
ask someone to do something f. |
birinden ricada bulunmak |
|
| 35 |
Genel |
do someone justice f. |
birine hakkını vermek |
|
| 36 |
Genel |
do someone proud f. |
gururlandırmak |
|
| 37 |
Genel |
do someone proud f. |
(kendiyle) gurur duymasını sağlamak |
|
| 38 |
Genel |
do someone proud f. |
kara çıkartmamak |
|
|
|
| 39 |
Genel |
do someone a favor f. |
birisine bir iyilik yapmak |
|
| 40 |
Genel |
do someone a good turn f. |
birisine bir iyilik yapmak |
|
| 41 |
Genel |
give someone the chance to do the right thing f. |
birisine doğru şeyi yapması için bir şans vermek |
|
| 42 |
Genel |
drive someone to do something f. |
birisini bir şeye yapmaya zorlamak |
|
| 43 |
Genel |
drive someone to do something f. |
birisini bir şey yapmaya itmek |
|
| 44 |
Genel |
do business with someone f. |
birisiyle iş yapmak |
|
| 45 |
Genel |
do business with someone f. |
birisiyle ticaret yapmak |
|
| 46 |
Genel |
empower someone to do something f. |
birine bir şey yapması için yetki vermek |
|
| 47 |
Genel |
encourage someone to do something f. |
birini bir konuda/alanda cesaretlendirmek |
|
| 48 |
Genel |
encourage someone to do something f. |
birini bir şey yapması konusunda cesaretlendirmek |
|
| 49 |
Genel |
enable someone to do something f. |
birine bir şey yapması için olanak tanımak/imkan sağlamak |
|
| 50 |
Genel |
entreat someone to do something f. |
birine bir şey yapması için yalvarmak |
|
| 51 |
Genel |
do a little research about someone f. |
biri hakkında küçük bir araştırma yapmak |
|
| 52 |
Genel |
do a little research about someone f. |
biri hakkında ufak bir araştırma yapmak |
|
| 53 |
Genel |
lead someone to do something f. |
birine bir şey yaptırmak/yapmasına neden olmak |
|
| 54 |
Genel |
do someone else's dirty works f. |
birinin kirli işlerini yapmak |
|
| 55 |
Genel |
ask someone to do something f. |
birinden bir şey yapmasını istemek/rica etmek |
|
| 56 |
Genel |
convince someone to do something f. |
birini bir şey yapmaya ikna etmek |
|
| 57 |
Genel |
prompt someone to do f. |
birini bir şey yapmaya teşvik etmek/itmek |
|
| 58 |
Genel |
do the impression of someone f. |
birisinin taklidini yapmak |
|
| 59 |
Genel |
do someone's impression f. |
birisinin taklidini yapmak |
|
| Öbek Fiiller |
|
| 60 |
Öbek Fiiller |
incumbent upon someone to do something f. |
bir şeyi (yapma/söyleme) görevi düşmek |
|
| 61 |
Öbek Fiiller |
incumbent upon someone to do something f. |
bir şeyi yapma/söyleme zorunluluğu duymak |
|
| 62 |
Öbek Fiiller |
instigate someone to do something f. |
birini bir şeyi yapması için kışkırtmak |
|
| 63 |
Öbek Fiiller |
motion for someone to do something f. |
birine bir şey yapması için elle işaret etmek |
|
| 64 |
Öbek Fiiller |
entice someone to do something f. |
birini bir şey yapması için kışkırtmak/ayartmak |
|
| 65 |
Öbek Fiiller |
tempt someone to do something f. |
birini bir şey yapması için kışkırtmak/ayartmak |
|
| 66 |
Öbek Fiiller |
push someone to do something f. |
birini bir şey yapmaya zorlamak |
|
| 67 |
Öbek Fiiller |
force someone to do something f. |
birini bir şey yapmaya zorlamak |
|
| 68 |
Öbek Fiiller |
request someone to do something f. |
birinden bir şey yapmasını istemek/rica etmek |
|
| 69 |
Öbek Fiiller |
entice someone to do something f. |
birini bir şey yapmaya ayartmak |
|
| 70 |
Öbek Fiiller |
tempt someone to do something f. |
birini bir şey yapmaya ayartmak |
|
| 71 |
Öbek Fiiller |
urge someone to do something f. |
birini bir şey yapmaya zorlamak |
|
| 72 |
Öbek Fiiller |
coax (someone or something) to (do something) f. |
bir şey yapmaya zorlamak |
|
| 73 |
Öbek Fiiller |
coax (someone or something) to (do something) f. |
(bir kişiyi ya da bir hayvanı bir şey) yapmaya ikna etmek ya da zorlamak |
|
| 74 |
Öbek Fiiller |
coax (someone or something) to (do something) f. |
bir şey yapmaya razı etmek |
|
| 75 |
Öbek Fiiller |
coax (someone or something) to (do something) f. |
bir şey yapmaya ikna etmek |
|
| 76 |
Öbek Fiiller |
entitle someone to do something f. |
birine geçiş izni vermek/tanımak |
|
| 77 |
Öbek Fiiller |
entitle someone to do something f. |
birinin bir şeyi yapmasına olanak tanımak |
|
| 78 |
Öbek Fiiller |
entitle someone to do something f. |
birine bir şey yapma hakkını vermek |
|
|
|
| 79 |
Öbek Fiiller |
empower (someone) to (do something) f. |
(birini) güçlendirmek |
|
| 80 |
Öbek Fiiller |
empower (someone) to (do something) f. |
(bir şey yapma) yetkisini (birine) vermek |
|
| 81 |
Öbek Fiiller |
enjoin someone to do something f. |
(bir şey yapmasını) istemek |
|
| 82 |
Öbek Fiiller |
empower (someone) to (do something) f. |
(birine) güç vermek |
|
| 83 |
Öbek Fiiller |
enjoin someone to do something f. |
(bir şey yapmasını) tembihlemek |
|
| 84 |
Öbek Fiiller |
enjoin someone to do something f. |
(bir şey yapmasını) emretmek |
|
| 85 |
Öbek Fiiller |
enjoin someone to do something f. |
(bir şey yapmasını) buyurmak |
|
| 86 |
Öbek Fiiller |
enjoin someone to do something f. |
(bir şey yapması) hükmünü vermek |
|
| 87 |
Öbek Fiiller |
empower (someone) to (do something) f. |
(bir şeyi yapmada birini) yetkili kılmak |
|
| 88 |
Öbek Fiiller |
empower (someone) to (do something) f. |
(birine) güç kazandırmak |
|
| 89 |
Öbek Fiiller |
empower (someone) to (do something) f. |
(bir şeyi yapmada birini) yetkilendirmek |
|
| 90 |
Öbek Fiiller |
enjoin someone to do something f. |
(bir şey yapmasını) tembih etmek |
|
| 91 |
Öbek Fiiller |
subpoena (someone or something) to (do something) f. |
(bir şey yapması için birine) çağrı belgesi göndermek |
|
| 92 |
Öbek Fiiller |
subpoena (someone or something) to (do something) f. |
(bir şey yapması için birine) mahkeme celbi göndermek |
|
| 93 |
Öbek Fiiller |
subpoena (someone or something) to (do something) f. |
(birini bir şey yapması için) mahkemeye çağırmak |
|
| 94 |
Öbek Fiiller |
subpoena (someone or something) to (do something) f. |
(bir şey yapması için birine) çağrı kağıdı göndermek |
|
| 95 |
Öbek Fiiller |
arrange for (someone to do something) f. |
(bir şey yapması için birini) ayarlamak |
|
| 96 |
Öbek Fiiller |
bring (someone or oneself) to (do something) f. |
(birinin/kendinin bir şey yapmasına) neden olmak |
|
| 97 |
Öbek Fiiller |
bring (someone or oneself) to (do something) f. |
(bir şey yapma) cesaretini bulmak |
|
| 98 |
Öbek Fiiller |
bring (someone or oneself) to (do something) f. |
(bir şey yapmak) için cesaretini toplamak |
|
| 99 |
Öbek Fiiller |
bring someone to do something f. |
birini bir şey yapmaya yöneltmek |
|
| 100 |
Öbek Fiiller |
bring someone to do something f. |
birini bir şey yapmaya teşvik etmek |
|
| 101 |
Öbek Fiiller |
bring someone to do something f. |
birinin bir şey yapmasına neden olmak |
|
| 102 |
Öbek Fiiller |
bring (someone or oneself) to (do something) f. |
(bir şey yapma) azmini bulmak |
|
| 103 |
Öbek Fiiller |
bring (someone or oneself) to (do something) f. |
(bir şey yapma) azmine/cesaretine erişmek |
|
| 104 |
Öbek Fiiller |
bring (someone or oneself) to (do something) f. |
(birini/kendini bir şey yapmaya) yöneltmek |
|
| 105 |
Öbek Fiiller |
bring (someone or oneself) to (do something) f. |
(birini/kendini bir şey yapmaya) teşvik etmek |
|
| 106 |
Öbek Fiiller |
call upon someone (to do something) f. |
(birinin bir şey yapmasını) istemek |
|
| 107 |
Öbek Fiiller |
call on someone (to do something) f. |
(birini bir şey yapmaya) davet etmek |
|
| 108 |
Öbek Fiiller |
call on someone (to do something) f. |
(birini bir şey yapmaya) çağırmak |
|
| 109 |
Öbek Fiiller |
call upon someone (to do something) f. |
(birini bir şey yapması için) seçmek |
|
| 110 |
Öbek Fiiller |
call upon someone (to do something) f. |
(birini bir şey yapmaya) davet etmek |
|
| 111 |
Öbek Fiiller |
call upon someone (to do something) f. |
(birini bir şey yapmaya) çağırmak |
|
| 112 |
Öbek Fiiller |
call on someone (to do something) f. |
(birini bir şey yapması için) seçmek |
|
| 113 |
Öbek Fiiller |
call on someone (to do something) f. |
(birinin bir şey yapmasını) istemek |
|
| 114 |
Öbek Fiiller |
coax someone to do something f. |
birine bir şey yapması için ısrar etmek |
|
| 115 |
Öbek Fiiller |
coax someone to do something f. |
birini bir şey yapmaya razı etmek |
|
| 116 |
Öbek Fiiller |
coax someone to do something f. |
birini bir şey yapması için kandırmak |
|
| 117 |
Öbek Fiiller |
coax someone to do something f. |
birini bir şey yapmaya ikna etmek |
|
| 118 |
Öbek Fiiller |
compel (someone) to (do something) f. |
(birini bir şey yapmaya) mecbur etmek |
|
| 119 |
Öbek Fiiller |
compel (someone) to (do something) f. |
(birini bir şey yapmaya) zorlamak |
|
| 120 |
Öbek Fiiller |
compel (someone) to (do something) f. |
(birini bir şey yapmak) zorunda bırakmak |
|
| 121 |
Öbek Fiiller |
dare someone (to do something) f. |
birine (bir şey yapma konusunda) meydan okumak |
|
| 122 |
Öbek Fiiller |
dare someone (to do something) f. |
biriyle (bir şey yapma konusunda) bahse girmek |
|
| 123 |
Öbek Fiiller |
do away with (someone, something, or oneself) f. |
intihar etmek |
|
| 124 |
Öbek Fiiller |
do away with (someone, something, or oneself) f. |
icabına bakmak |
|
| 125 |
Öbek Fiiller |
do away with (someone, something, or oneself) f. |
(kendini, birini, bir şeyi) öldürmek |
|
| 126 |
Öbek Fiiller |
do away with (someone, something, or oneself) f. |
işini bitirmek |
|
| 127 |
Öbek Fiiller |
require (someone or something) to (do something) f. |
(birinin/bir şeyin bir şey yapmasını) gerektirmek |
|
| 128 |
Öbek Fiiller |
require (someone or something) to (do something) f. |
(birinin/bir şeyin bir şey yapmasını) şart koşmak |
|
| İfadeler |
|
| 129 |
İfadeler |
would see (someone) in hell before (one) would (do something) expr. |
(bir şeyi) yapmaktansa/yapacağıma cehenneme giderim daha iyi |
|
| 130 |
İfadeler |
would see (someone) in hell before (one) would (do something) expr. |
ölsem (bir şeyi) yapmam |
|
| 131 |
İfadeler |
would see (someone) in hell before (one) would (do something) expr. |
ölürüm de (bir şeyi) yapmam |
|
| 132 |
İfadeler |
would see (someone) in hell before (one) would (do something) expr. |
(bir şeyi) yapmaktansa/yapacağıma ölürüm daha iyi |
|
| 133 |
İfadeler |
it wouldn't do (someone) any harm (to do something) expr. |
(bir şeyi yapmasında) bir sakınca yok |
|
| 134 |
İfadeler |
it wouldn't do (someone) any harm (to do something) expr. |
(bir şeyi yapmanın) zararı olmaz |
|
| 135 |
İfadeler |
it wouldn't do (someone) any harm (to do something) expr. |
(bir şeyi yapmanın) zararı yok |
|
| 136 |
İfadeler |
it wouldn't do (someone) any harm (to do something) expr. |
(bir şeyi yapmasında) bir mahzur yok |
|
| 137 |
İfadeler |
it wouldn't do (someone) any harm (to do something) expr. |
(bir şeyi yapmasında) beis yok |
|
| 138 |
İfadeler |
in order for (someone or something) to (do something) expr. |
(birinin/bir şeyin bir şey yapabilmesi/yapması) için |
|
| 139 |
İfadeler |
in order for (someone or something) to (do something) expr. |
(biri/bir şey bir şey yapsın) diye |
|
| Konuşma Dili |
|
| 140 |
Konuşma Dili |
not do much for (someone) f. |
(biri) için pek çekici olmamak |
|
| 141 |
Konuşma Dili |
not do a lot for (someone) f. |
(biri) için pek etkileyici olmamak |
|
| 142 |
Konuşma Dili |
not do much for (someone) f. |
(birine) pek hitap etmemek |
|
| 143 |
Konuşma Dili |
not do much for (someone) f. |
(birine) pek etkileyici gelmemek |
|
| 144 |
Konuşma Dili |
not do a lot for (someone) f. |
(birine) pek hitap etmemek |
|
| 145 |
Konuşma Dili |
not do much for (someone) f. |
(birinin) pek hoşuna gitmemek |
|
| 146 |
Konuşma Dili |
not do anything for (someone) f. |
(biri) için pek cazip olmamak |
|
| 147 |
Konuşma Dili |
not do anything for (someone) f. |
(birinin) pek hoşuna gitmemek |
|
| 148 |
Konuşma Dili |
not do anything for (someone) f. |
(birine) pek hitap etmemek |
|
| 149 |
Konuşma Dili |
not do much for (someone) f. |
(biri) için pek cazip olmamak |
|
| 150 |
Konuşma Dili |
not do much for (someone) f. |
(biri) için pek etkileyici olmamak |
|